Sözünde durma, verdiği sözlere bağlı kalma, özü ve sözü doğru olma anlamına gelen ahde vefa, İslam ahlakının en temel prensiplerinden biridir. Yüce Kitabımız Kur’an da ahde vefa dan sıkça söz edilmekte, insanların verdikleri söze sadakat göstermeleri ve ahitlerine uymaları istenmekte, “Onlar ki, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler” buyurularak ahde vefanın mü’minlerin özelliklerinden biri olduğu ifade edilmektedir.

Toplum düzeninin sağlanmasında ve devamında ahde vefanın önemli bir yeri vardır. Fert ve toplum hayatının gelişmesi karşılıklı münasebetlere, bunlar da çeşitli anlaşma ve sözleşmelere bağlıdır. Bunlar olmadan içtimai ve ekonomik hayatın gelişmesi ve devamı mümkün değildir. İnsanlar arası muamelelerde güven unsurunun hakim olabilmesi için verilen söze riayet etmek şarttır. Bu güven kazanılmadan sıhhatli bir toplumdan söz edilemez. Zira ahde vefa toplum hayatını birbirine bağlayan en kuvvetli bağ ve en kuvvetli unsurdur. Söz vermek, bugün insanların çoğunun yaptığı gibi ağızdan çıkan bağlayıcılığı olmayan bir kelime değil bilakis hesap vereceği bir sorumluluktur. Bu konuda Yüce Allah “Verdiğiniz sözü yerine getirin çünkü verilen söz sorumluluğu gerektirir” buyurmaktadır.

Ahde vefa, insanların Allah’a karşı vermiş oldukları bir sözdür. Çünkü Allah, insanların bütün söz, iş ve davranışlarına şahittir. Bu nedenle mü’min ahde vefa gösterirken Allah’dan sakınmalı ve verdiği sözde durmalıdır. Çünkü verdiği sözü yerine getirmek bir mü’min için en büyük erdemliliktir. Zira ciddi, tutarlı ve güvenilir olmak verilen sözlerin yerine getirilmesine bağlıdır. Özellikle ticaret ve iş hayatında, ailevi ve insanlarla olan münasebetlerde ahde vefa büyük önem arz etmektedir. Ne var ki, günümüzde insanlar belli bir vakte kadar işlerini bitireceklerini vaat ederler, sonrada bu vaatlerinde durmazlar. Son derece güven ve itimadı sarsıcı bu tür davranışlardan sakınılmalı, yapmaya ve yerine getirmeye kararlı olduğu hususlarda söz verilmelidir. Şüpheli ve kararsız hareket etmek kişinin kendine olan güvenini ortadan kaldırır, basit ve değersiz bir kişi haline getirir. Bu konuda Allah-ü Teâla sözünde durmayanları kınamış ve bir hadis-i kutside “Kıyamet gününde üç kişinin hasmı olduğunu, bunlardan birinin de Allah adına yemin edip sonra yemininden dönen kimse” olduğunu ifade etmektedir. Peygamber efendimiz (sav) ise “söz verip de sözünde durmayanın münafıklardan olduğunu” bildirmektedir. 

İslam dininin temel ahlaki prensiplerinden olan ahde vefaya, verilen söze riayet edelim. Allah’ın rızasını ve merhametini kazanmak istiyorsak sözümüzde duralım. İnsanları yalan vaatlerle aldatmaya kalkışmayalım. İçinde yaşadığımız toplumun güven ve itimadını sarsacak davranışlardan sakınalım.

Kur’an’ın şu mesajını aklımızdan çıkarmayalım,“Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir”.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner2

banner4

banner16

banner19

banner21

banner5

banner23

banner15

banner17

banner18

banner7