Yaşantımızda kurallar belirli. Her şey klasikleşmiş durumda. Ön yargı dersek, almış başını gidiyor. 
Karşımızda ki insanın ne düşündüğü, amacının ne olduğu umurumuzda bile değil. Hal böyle olunca iletişim bozuklukları nüksetmeye devam ediyor. 
Bakış açısının önemi gözler önüne seriliyor. 
"Birini yargılamadan önce kendini o kişinin yerine koymalısın!” Düşüncesi, sosyal yapılanma ve iletişim oluşturmakla birebir ilişkilidir.
 Bu kanaatin sonucu olarak karşımıza çıkan en önemli etkenlerden birisi de empati ( duygudaşlık ) kurmaktır. 
Empati kelime anlamı olarak, kendimizi bir diğer kişinin yerine koyup, onun gibi hissedebilmek ve düşünebilmek olarak tariflenir. Empatinin aşamaları belirlidir. Onun gibi bakabilmek, onun gibi hissedebilmek, onun gibi düşünebilmektir. Netice olarak ta kendimizi karşımıza ifade edebilmektir. 
Empati kurabilmenin getirisi ise, özel yaşantımızda ve iş ilişkilerimizde başarıyı tetikleyen en önemli etkenin hayata geçirilmesidir. Karşılıklı konuşmalar esnasında ‘beni anlamıyor, algılamıyorsun’ gibi telaffuzlar kullanılıyorsa, iletişimin bozukluğu ortaya çıkarak, ilişkilerin çıkmaza girdiği saptanmaktadır. 
Aslında bakış açısı olarak uzlaşabildiğiniz bir insanla, aranızda geçen bir diyalog esnasında, aranızın çok iyi olmasına rağmen, karşımızdakini anlayamama ve algılayamama gibi sıkıntılarla karşılaşmaktayız. Bu sebeple, ya empati kurmamız zor gelir bize işin kolayını tercih ederiz, ya da empati kurmayı gerçekten bilmeyiz. 
Empatiden uzak duran bir insan, kördür, sağırdır, çünkü karşısındakini duymuyor, görmüyordur. Onu anlamıyordur, aslında bu da bir tür egoistliktir. Dünyada bizim için değerli olan her şey insan için vardır, Örneğin ; bir kilo altının sokaktaki kedi için hiçbir önemi yoktur. Ama kedi için çöpteki yemek artıkları daha değerlidir. Peki, bu kadar değerli olan "insan varlığına" doğa bu kadar değer verirken insanlar kendi değerlerinin niye farkında değil?
Empati kurmaktan uzak durmak isteyen insanların da, kendi doğrularından başka doğruyu kabul etmek istememeleri neticesi ortaya çıkmaktadır. Hal böyle olunca iletişim bozuklukları devam edecek ve sosyalleşme adına olumsuz etkiler yansıyacaktır yaşantımıza.
Yozgat gibi küçük, ağır gelişim gösteren yerleşim alanlarında, özellikle de eğitim seviyesinin düşük olduğu alanlarda, karşımızda ki insanın düşüncesine, fikirlerine ve bakış açısına karşı empatiyle yaklaşmak, iletişim bozukluklarının önlenmesi ve insanların birbirlerini daha iyi anlamasına vesile olacaktır. 
Netice olarak ilçemizde, karşılıklı hoşgörü ve birbirimizi daha iyi anlayabilmek açısından, empati kurmamız gereklidir. 
Kulaktan duyma boş sözlerle değil, karşımızdaki insanların gerçek düşünceleriyle hareket etmemiz adına, güzel düşüncelerin bıraktığı izler bence daha önemlidir.
İş, Eğitim, ticaret, seyahat vs... sebeplerden dolayı illa ki kişi veya kişilerle bir şekilde iletişim içerisine girme gerekliği, bu iletişim sırasında ortaya çıkan sorunlar ve sorunlara yaklaşım tarzımızın birbirinden farklı olması doğaldıri
Ancak, karşımızdakini dinlemeye veya anlamaya çalışmak, farklılıkları sorun olmaktan çıkarmaya çalışmak gerekir, empati kurmak da bunu yaparken kullanabileceğimiz çok faydalı bir yöntemdir.
Unutmamak gerekir Kılıç kınını kesmez.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner2

banner4

banner16

banner19

banner21

banner20

banner23

banner15

banner17

banner18

banner7