banner54

Merhaba sevgili okurlar…

Bu haftaki yazımda beni derinden üzen ve kaleme almak istediğim konu; kadın cinayetleri, istismarları ve kadına yönelik şiddetti olacak.

Türkiye’nin gündeminde hemen hemen her gün bir kadının şiddete uğradığı veya cinayete kurban gittiği ama buna rağmen caydırıcı bir cezanın uygulanmadığı ve insanların gözünü kırpmadan bunları yaptığını görmekteyiz.

Çok derin ve üzücü bir konu olduğunda hemfikiriz. Sanıyorum ki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden biri olan ataerkil sistem kadına şiddet ve kadın cinayetleri üzerinde etkilidir ne yazık ki.

Erkek egemen sistem topluğunun sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarına hâkim olup kadınları ikincil konuma düşürmek, onları ötekileştirmek ve eril şiddette maruz kaldıklarını görmekteyiz…

Geçtiğimiz günlerde oturduğum mahallede bir kadın cinayeti işlendi ve o adamın cinayet işlemesindeki sebep hala bilinmiyor ne yazıktır ki.

Bu adam mahalle sakinlerinin söylediğine göre eşine sık sık şiddet uyguladığını ve eşinin de çocukları için sustuğu söyleniyor.

Ve bu vaka gibi Türkiye’de binlerce cinayet işleniyor.

Belki de o kadın, eşinin ona şiddet uygularken sessiz kalması onun canından olmasına sebep oldu.

Küçük veya büyük fiziksel ya da sözlü hiç bir şiddetin karşısında susmayın.

Bahsettiğim olaydaki gibi susup kaderinize boyun eğmeyin!!!

Güçlüsünüz ve güçlü olacaksınız.

EZDİRMEYİN kendinizi sevgili kadınlar… Sizin kimseye bir mecburiyetiniz yok!

Kimsenin size haksızlık yapmasına izin vermeyin. Toplumda ikincil olmayı kabullenmeyin, değerli olduğunuzu ve istediğinizde her şeyi başarabileninizi unutmayın…

Bu cinsiyet terörüne dur deyin!

Kadın toplumun en önemli yerindedir, kadınlara şiddet ve cinsel istismar bekli de en çok duyduğumuz konular içinde.

BM’ye göre kadına şiddetlerinin tanımı; kamusal veya özel hayatta kadınların fiziksel, cinsel veya zihinsel olarak zarar görmesine sebep olan ya da olma potansiyeli taşıyan cinsiyet temelli her türlü şiddet eylemi…

Dolayısıyla kadın şiddeti dendiğinde aklımıza eşi tarafından fiziksel olarak zorbalığa maruz kaldığı gelmemeli, sözlü olarak veya ayrımcılıkta şiddet tanımının içinde…

Aslında kadına şiddete sebebiyet veren hastalıklı durumun temelinde kadına karşı bakış açısı yükledikleri anormallikler yatıyor. Araştırmacılar özellikle fiziksel darbe içeren şiddet vakalarında kişilerin çocuklukta maruz kalınan aile içi davranış olaylarına maruz kaldığını söylüyor.

Ve yine BM’nin araştırmalarına göre dünya genelinde hayatları boyunca en az bir kez şiddete maruz kalmış kadınların oranı % 35 oranında olduğunu söylüyor.

Birde Türkiye için bakarsak % 42 olduğunu görüyoruz. Her ne kadar bu oranın düştüğü söylense de kayıtlara düşmeyen veya bilmediğimiz onca olay varken benim pekte inandığım söylenemez.

Cümlelerimi toparlayacak olursak; önce zihinlerindeki kadını özgürleştirmek ve toplumdaki ötekileştirmeyi ortadan kaldırmak zorundayız.

Başka türlü bir çözüm olmayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner2

banner56

banner57

banner58

banner23

banner52

banner5

banner17

banner18