Geçtiğimiz haftada Yusuf suresinin içeriğini anlatmaya başlamıştım, yılbaşı nedeniyle bir hafta ara verdim bu hafta tamamlamaya çalışacağım. Bu surede bir babanın evlatlarından aldığı acı darbelere karşı gösterdiği sabır ve tevekkül, çünkü kardeşleri tarafından kuyuya atılıp,babalarına kardeşimiz Yusuf’u kurt parçaladı diyerek bir babaya acıların en büyüğü evlat acısı yaşattılar öyle ki yusufun acısıyla gözlerinden akan yaşın babasının ama olmasına neden olacak kadar acı bir imtihandı.İşte  Hz. Yakup’un Allah’a olan imanı ve bu iman sayesinde musibetlere karşı gösterdiği sabır ve tevekkülü anlatılarak bizlerinde bu tür musibetlere karşı metanetli olmamız istenmektedir..
 Sevgili Yusuf’u kurtların parçaladığı yalan haberi kendisine söylendiği zaman dahi metanetini yitirmemiş, sabretmiş ve Allah’ın yardımına sığınmıştır.
Diğer oğlu Bünyâmin’i kardeşleriyle birlikte Mısır’a gönderdiği zaman da en hayırlı koruyucunun Allah olduğunu vurgulamıştır. Yusuf hakkındaki aşırı derecede üzüntüsünden dolayı oğullarının, “büsbütün helâk olacaksın” şeklindeki uyarıları karşısında o,gam ve kederini sadece Allah’a arz ettiğini ifade etmiş ve oğullarına, Allah’ın rahmetinden ümit kesmemelerini, gidip Yusuf’u ve kardeşi Bûnyamin’i aramalarını emretmiştir.
Tevekkül sahibi olmak.
Yine Hz. Yakup, oğullarına “ Mısır’a ayrı ayrı kapılardan giriniz” diye nasihat edip gelebilecek tehlikelerden korunmaları için tedbir almalarını tavsiye ettikten sonra,”Ama Allah’tan gelebilecek hiçbir şeyi sizden savamam; hüküm sadece Allah’ındır diyerek Allah’a olan tevekkülünü göstermiştir.
Kuyudan alınıp köle pazarında satılan saraya hizmetçi,uşak diye alınan oradan zindana atılan sonra mısıra sultan olan Yusuf’un kıssasından alacağımız çok dersler vardır.
     Hz. Yusuf, zindandaki arkadaşlarını tevhit dinine çağırmış ve Allah’ın birliğine dair onlara çeşitli aklî deliller getirmiştir. Onun bu üslûbu güzel bir davet örneğidir.
Yusuf (as) ın kıssası bugün ki gençlere örnek olacak davranışlarla doludur. Yusuf delikanlı olmuştur, güzelliği ve yakışıklılığı ile kadınların dikkatini çekiyordu özellikle sarayın hanımı bunu daha iler götürerek Yusuf’u cinselliğe teşvik ediyordu ve bunu Yusuf’a teklif ettiğinde o genç yakışıklı delikanlı ne dedi biliyormusunuz, hepimizin ve özellikle gençlerimizin kulağına küpe olması gereken cümle kuruyordu, “ben efendime veli nimetime nankörlük etmem” yani beni köle pazarından  alıp saraya getiren insana ihanet yapamam diyordu. Ama kadın Yusuf un güzelliği karşısında adeta kör olmuştu hiçbir şeyi düşünmez haldeydi ve bu hırsla Yusuf’a saldırdı,Yusuf kapıya doğru kaçarken kadın elini yakalamak için uzattığında  Yusuf un sırtından gömleğini  ve gömlek yırtılı verdi.Yusuf tam kapıyı açım dışarı çıkacakken kapıda kadının kocası ile karşılaştılar.Kadın hemen bu adam beni taciz ediyor bana saldırdı diye iftiraya başladı.Nihayet akıllı irfan sahibi birisini hakem tayın ederek olayı aydınlatmaya çalıştılar sonuçta Yusuf un gömleği arkadan yırtıldığı için onun masum olduğuna karar verdiler fakat buna rağmen Yusuf zindana atılmaktan kendini kurtaramadı.
     Bu kıssa, bir kadının yabancı bir erkeği özel hizmetinde kullanması ve onunla baş başa kalmasının ortaya çıkaracağı olumsuz sonuçlar için de bir örnek oluşturmaktadır. Nitekim Aziz’in karısının sık sık Hz. Yusuf’la baş başa kalması kadının ona âşık olmasına yol açmıştır. İslâm bu gibi sakıncalı durumları önlemek için kadının, halvet sayılabilecek şekilde yabancı erkeklerle bir arada bulunmasını yasaklamıştır.
Fıkıhta halvet, aralarında devamlı evlenme engeli bulunmayan bir erkekle bir kadının başkalarına kapalı olan bir yerde baş başa kalmalarını ifade eden bir terimdir.
    Hz. Yusuf, kendisiyle beraber olmak isteyen kadının çekiciliğine ve her türlü imkânı hazırlamış olmasına rağmen, velinimetine ihanet etmekten Allah’a sığınarak iffet ve sadakat örneği sergilemiştir. Daha sonraki tehditler karşısında da “Rabbim! Zindan, bunların benden istediklerinden daha iyidir ” diyerek günah işlemektense zindana atılmayı yeğlemiştir.
Hz. Yusuf, karşılaştığı sıkıntı, zulüm ve haksızlığa rağmen sarsılmamış, Allah’a olan inanç ve güvenini yitirmemiş, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemiştir. Allah Teâlâ da sabrının karşılığında ona ilim hikmet vermiş ve Mısır’da istediği gibi tasarruf edebilecek bir makama getirmek suretiyle onu ödüllendirmiştir.
   Bu kıssa, Allah’ın takdirini hiç kimsenin önleyemeyeceğini göstermesi bakımından da ibret vericidir. Nitekim kardeşlerinin Hz. Yusuf’u kıskanmaları ve ona bunca kötülük etmeleri, onun yükselmesine engel olamamış, tam tersine buna zemin hazırlamıştır.
   Hz. Yusuf, kendisini öldürmek isteyen ve kuyuya atan kardeşlerinden istediği gibi intikam alma imkânına sahip olduğu halde bunu yapmamış, kötülüğü iyilikle karşılamıştır. Kardeşleri onun huzurunda suçlarını itiraf ettikleri zaman,”Bugün sizi kınamak yok, Allah sizi affetsin! O,merhametlilerin en merhametlisidir” diyerek peygambere yakışır bir yücelik göstermiştir. Özü itibariyle kıssa, insanlığın serüvenine hâkim olan, insanın öz benliğinde ve sosyal hayatta sürüp giden iyi ile kötünün mücadelesinden ilginç ve etkileyici bir kesit vermektedir.
Değerli okuyucularım, size şunu tavsiye ederim Hz. Yusuf’un  kıssasını Kur’an ı Kerimden okuyun,bu yazı özet olarak yazılmıştır.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner2

banner4

banner16

banner19

banner21

banner20

banner23

banner15

banner17

banner18

banner7