Dünya Barış Günü’nde, savaşı seyredenler...!

Geniş anlamıyla uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam anlamına gelen barış, bütün insanların kardeşçe bir uyum içinde bulunmasıdır.
İslâm kelimesi s-l-m kökünden türemiştir.
Kelime anlamı olarak barış, esenlik, güven, huzur, itaat, boyun eğme ve teslimiyet anlamlarına gelmektedir. Buna göre İslâm’ın bir anlamı da barış ve güvenlik demektir.
Barış ve esenlik anlamındaki ‘selam’ da bu kökten gelmektedir.
Selâm veren kimse selâm vermekle, karşısındaki kimseye güven, barış ve esenlik dilemiş, kendisinden ona bir kötülüğün gelmeyeceğini telkin etmiş olur.
Mü’minler cennette  “selam aleyküm” sözü ile karşılanacaklardır.
Allah’ın güzel isimlerinden biri de “es-selam”dır.
Cennete de ‘daru’s-selam/ barış yurdu’ denir.
Barışın İslamdaki önemi büyüktür.
Yüce dinimiz İslam yeryüzünde barış ve adaleti amaçlamış; kini, nefreti,  düşmanlığı, bozgunculuğu, merhametsizliği ve zulmü yasaklamıştır.
Aslında bütün ilâhi dinlerin mesajları barışa yöneliktir.
Zira bütün ilâhi dinlerin gayesi, dünya ve ahirette insanların mutluluğunu, saadet ve selametlerini sağlamaktır..  
Gönderilen tüm Peygamberler barışın gerçekleşmesi için çaba harcamışlardır.
Özellikle Hz Peygamber,  evrensel barışı gerçekleştirmek için gönderilmiştir.
Kur’anı Kerim Hz peygamberin evrensel barışı temin için gönderildiğini “ Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik” ifadesi ile açıklamaktadır. 
Peygamberimiz de namazlarda sonra ve diğer zamanlarda dualarında barış ve huzuru istemiş ve şöyle demiştir: “Allah’ım barış ve esenlik sensin ve barış ve esenlik ancak senden gelir” .
Ayrıca Peygamberimiz Medine'ye hicretinden sonra Evs ve Hazreç kabilelerini barıştırmış ve aralarındaki asırlık kan davasına son vermiş, Veda hutbesinde de kan davalarını tamamen kaldırdığını, kaldırdığı ilk kan davasının da Abdulmuttalib’in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davası olduğunu beyan etmiştir.
Barış; adalet ve insan haklarına saygı ve uzlaşma kültürünü yaygınlaştırarak sağlanabilir.
İslam’ın prensipleri, sadece belirli bir coğrafya veya belirli ırklar için gelmemiş,  hükümleri bütün ırkları kapsayan, insanı sosyal konum ve cinsiyetine göre ayırt etmeyen ve bütün insanları muhatap kabul eden bir yapıdadır.
Barış ve huzurun zıddı olan fitne ve fesad dinimizce hoş görülmemiş, Kur’an, fitnenin adam öldürmeden daha kötü bir şey olduğunu beyan etmiştir.  
Yine Kur’an, barışın zıddı olan bozgunculuğun yapılmamasını emretmiştir.
Savaş ise bir emir olmayıp sadece haklı sebeplerle yapılmasına müsaade edilen bir izin durumudur.
İslâm’da savaşın meşru amaçlarından biri zulmü, haksızlığı ortadan kaldırmaktır.
İslâm’da savaş başkalarına zulmetmek için değil, yapılan zulmü ve haksızlığı ortadan kaldırmak için meşru kılınmıştır.
Onun için savaşta düşmana zulmedilmez, savaşmayan yaşlılara, kadınlara, çocuklara, din adamlarına, mabetlere dokunulmaz.
Dinimizde savaşta haddi aşmak da doğru görülmemiştir.
Ayrıca, savaşta karşı taraf barış yapmak isterse, Müslümanların buna uyması istenmiştir.
Amacı barış ve kardeşlik olan son İslam’ın müntesipleri bugün birbirini katlediyor öldürüyor.
Sanki inandıkları din hiç barıştan söz etmiyormuş gibi sözüm ona bir Müslüman bu kadar canavarlaşabilir mi?
Kendi haklına bu kadar zulüm yapar mı?
Kundakta ki bebekleri öldürür mü?
Bu nasıl bir vicdan nasıl ruh hali?
1 Eylül Dünya barış günüydü, ama dünyanın umurunda değil, sinir gazıyla katledilen bebekler, yaşlılar ve kadınlar.
Bu nasıl bir şeydir, dünya ya yön veren zalimler ne hikmetse Suriye ye gelince ağırdan alıyorlar, neden orada petrol yokta ondan, yeraltı zenginlikleri yokta ondan demi, sizi gidi zalimler sizi.
Bir gün Allah’ın barış dini yeryüzüne hakim olacak ve siz zalimler bu davranışınızın cezasını çok ağır bir şeklide çekeksiniz.
Zalim Esed’de çekecek, zalim siside çekecek.
Zulüm hiçbir zaman yapanın yanına kar kalmayacak, nitekim insanlık tarihinde ve yakın tarihimizde bunun örneklerini gördük,
inşallah en yakın zamanda da bu zalimlerinin sonunu nasıl rezil rusvay olacaklarını göreceğiz.
Zafer inananlarıdır ve Zafer Allah’tandır.
Biz onun merhametine inanıyoruz.
Sonuç olarak barışın tüm toplumlara faydası vardır.
Barışın ve huzurun olduğu yerde insanlar mutlu ve huzurlu olurlar.
İslam dininin gayesi insanı hem bu dünyada hem de Ahirette mutluluğa erdirmektir.