Muharrem Ayı

5 Kasım Pazartesi günü, Hicrî takvime göre 1 Muharrem 1435 yılına girdik. Hicrî Takvimin ilk ayı olan muharrem ayının İslam tarihinde ayrı bir yeri vardır. Bu ayın birici günü Hicri yılbaşı, onuncu günü de “aşure” günüdür.

Yüce Rabbimiz, emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etmek üzere peygamberler göndermiştir. Görevleri sadece insanları doğru yola ulaştırmak olan bu kutlu elçilerin hemen hepsi, pek çok işkence ve zulme maruz kalmışlardır. Bazısı öldürülmüş, bazısı yurtlarından göçe zorlanmış, kimileri de toplumsal baskı altında tutulmuşlardır.

Mekkeli müşrikler de bütün insanlığa rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamberimize tâbi olup kurtuluşa ermek yerine, ona akla hayale gelmedik işkence ve zulmü reva gördüler. Ona kucak açmak, onunla insanlık onurunu elde etmek yerine; O’nu dışladılar, hayatına kastettiler. Bu ağır baskılar altında tebliğ ve davet görevini yerine getiremeyeceğini gören Kâinatın Efendisi ve ona iman eden müminler Miladi 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret ettiler.

Hicrette bizler için alınacak birçok ibret ve ders var, Her şeyden önce hicret; İslâm davasının hedefe giden yolunda bir dönüm noktasıdır. Hicret; İslam toplumunun teşkilatlanması, bir güç haline gelmesi ve çevresine kendini kabul ettirmesi sürecinin ilk adımı olmuştur. Hicret; imanın maddi güç karşısında kazandığı zaferin simgesidir. Hicret, Allah rızası için; anadan, babadan, eşten, dosttan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan, evlattan vazgeçişin, ibretli ve meşakkatli kıssasıdır. Günümüzde de bencilliğin, maddeperestliğin, çıkarcılığın, adaletsizliğin tahrip ettiği insanlığın yeniden aydınlığa çıkması, ancak hicretle başlayan ve yeşeren iman ve insanî değerlerin, tekrar hayat bulması ile mümkündür.

Muharrem ayının onuncu günü “aşure” günüdür. Rasulullah (s.a.v) Medine’ye hicret ettikten sonra bu günü oruç tutarak geçirmiş, müminlere de o gün oruç tutmalarını tavsiye etmiştir. Ramazan orucu farz kılındıktan sonra da Peygamberimizin tavsiyesi üzerine bu oruç tutula gelmiştir. Sünnete uygun olan bu orucu yalnız onuncu günü değil, bir öncesi ya da bir sonrası ile tutmaktır.

Muharrem ayındaki diğer önemli bir konu Peygamber (sav)’in sevgili torunu Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’ten kadın, çoluk-çocuk 70 kişinin bu ayda hunharca şehid edilmesidir. Tarih boyunca bütün Müslümanları kedere boğan bu elim olay bugün de hepimizin yüreğini dağlamaktadır. Bu Muharrem ayı vesilesiyle Kerbela felaketini yeniden hatırlayıp bu acı tecrübeden ders almalıyız. Bu ve benzeri olaylar karşısında, sağduyulu hareket ederek Allah ve Peygamber sevgisi etrafında kenetlenmeliyiz. Hz. Peygamberi, onun aile fertlerini ve ayırım gözetmeksizin bütün ashabı sevmek hepimizin müşterek heyecanı olmalıdır. İyi bilelim ki, huzurlu bir toplum halinde yaşayabilmek, Yüce Dinimizin bize öğrettiği karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı kardeşliği, birlik ve beraberliği korumakla mümkündür.

Hutbemi Yüce Rabbimizin bu konudaki emriyle bitiriyorum; “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”

Hicrî yılbaşınız mübarek olsun. Hicrî 1435 yılının ülkemiz, âlem-i İslam’a ve bütün dünya için huzur ve barış yılı olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.