Gazetecilik mesleğinde ustamı, hocamı ve beni mesleğe sürükleyen ağabeyim Naci Zıngıl’ı toprağa verdik.
Kocaeli’de 30 yılı devirmiş en eski gazetecilerden olan Naci abimle çok güzel anılarımız ve mazilerimiz oldu.
Madem ki bu işi yapıyoruz.
Nasıl son yolculuğunda Naci abimizi yalnız bırakmamak görevimiz ise onun ölümüyle birlikte kalem alınacak konunun o olması gerekirdi.
Bu meslekte çok eski değilim ama 2005 yılında gazetecilik mesleğine başladım.
Sizlere Naci abimle tanışmam ve benim bu mesleğe nasıl başladığımı paylaşmak istedim.
2005 yılında iş arıyordum.
Yarımca’da halen emlakçılık yapan Erdem Torun, arkadaşım Barış Oral’ın ‘Ümit iş arıyor’ demesi üzerine beni çağırdı.
Ben de emlak ofisine gittim ve Naci abinin de bulunduğu ortamda ne iş yapacağımı sordum; Naci abi bana ‘Ofiste oturup, sadece bilgisayarda benim söylediğim haberleri yazacan ve mail yollayacaksınız. Çünkü ben bilgisayar kullanmayı, mail atmayı bilmiyorum’ dedi.
Ben de ‘Sadece bunları yapacaksam sıkıntı yok. Yaparım, çalışırım’ dedim.
Tabi gazetecilik yapacağımı ve habere yollayacağını söylemedi bana.
O zaman Bizim Kocaeli Gazetesi’nin Körfez Temsilciliğini benle Naci abi birlikte kurmuştuk.
Ben onun çırağı olarak başlamıştım.
Zaten Bizim Kocaeli Gazetesi haricinde hiçbir gazetede resmi olarak çalışmadım.
İşe başladığımız üçüncü gün bir baktım beni Derince’ye vefat haberine yolladı Naci abi.
Gazetelerdeki kibrit kutusu büyüklüğündeki vefat haberlerini bilirsiniz?
Neredeyse en basit yazılan haberdir.
Hem kısadır, hem de yazacağınız kelimeler hiç zor değildir.
Bana Derince’ye vefat haberini yap gel diyince, ‘Abi ne haberi ben gazetecilikten anlamam. Ayrıca ben sadece bilgisayar başında durmayacak mıydım’ dedim.
O da bana ‘gazetecilik mesleğini öğren aç kalmasın’ dedi.
Sonra ona ne yapacağımı sordum.
O da bana git vefat eden kişinin resmini evinden al, gel dedi.
O günü hiç unutmuyorum.
Takım elbise giymiş, saçlarım jöleli, hani düğüne gidersiniz süslenirsiniz ya o haldeydim.
Cenaze evinin kapısını çaldım ve karşımda hüngür hüngür ağlayan bir kız vardı.
Vefat eden adamın kızıydı.
Ne diyeceğimi bilemedim.
‘Başınız saolsun’ dedikten sonra Bizim Kocaeli Gazetesi’nden geldiğimi ve babasının resmini istediğimi söyledim.
Sonra Körfez’deki ofise geldim ve Naci abime vefat eden kişinin resmini verdim.
Hemen bana adamın ismini, yaşını, ne iş yaptığını, neden vefat ettiğini, kaç çocuk babası olduğunu ve hangi camiden kaldırılarak, hangi mezarlığa defnedileceğini sordu.
Ben de ona ‘Ne bileyim ben. Sen bana sadece resim al gel dedin’ dedim.
Naci abi bana, ‘Gazeteyi okumadığın buradan belli. Bu mesleği öğreneceksin’ diyerek tekrar beni Derince’ye yolladı.
(Tabi o telefonla zaten bütün bilgileri almıştı. Benim işi öğrenmem için tekrar Derince’ye yollamıştı.)
Derince’ye cenaze evine isteksiz bir şekilde tekrar giderek tüm bilgileri aldım.
Ofise geldiğimde Naci abi ‘haberi yaz’ dedi.
Yine ona işime gelmediği için ‘nasıl yazacam ben haberi’ dedim.
Gazeteden örneklerine bak ‘öğren’ dedi.
İnanın o kibrit kutusu büyüklüğündeki haberi yarım saatte ancak yazdım.
Çünkü ilk haberimdi benim.
Aradan geçen zaman diliminde Naci abi beni haberlere götürüp fotoğraf çekmeyi öğretti.
Sonra yalnız gitmeye başladım.
Bu mesleği severek yapmayacağımı düşündüm.
İşe başladığım günden bir ay sonra Naci abime işi bırakacağımı söyledim.
O da bana birkaç gün sonra bırakırsın diyince tamam dedim.
Bana sürpriz yaptı.
Hiç unutmuyorum Hereke’de o zamanın belediye başkanı Esener Maçil’in katıldığı programda 101 çiftin toplu nikah töreni vardı.
Oldukça renkli bir törendi.
Resimleri çektim, haberi yazdım ve ertesi gün yani işi bırakacağım gün Bizim Kocaeli Gazetesi’nin en arka sayfasında haber tam sayfa yayınlanmış ve haberin altında ilk Ümit Rende imzası vardı.
Ben gazetenin merkezine Naci Zıngıl imzalı olarak yolluyordum haberi ama o bana sürpriz yaparak Ümit Rende yazılmasını istemiş.
Ben gazetede ismimi göründe çok şaşırdım.
Aynı şekilde çok ta sevindim.
Kendi kendime havalara girdim.
Dedim ki; “Vay be Ümit şu an senin ismini tüm Kocaeli görüyor. Artık meşhur oldun.’
Bu gerçekten çok hoşuma gitmişti.
Tabi Naci abi bunun hoşuma gideceğini anladığı için birkaç gün bekle öyle işi bırakırsın demişti.
Sonuçta 30 yıllık gazeteci. İnsanları çok iyi tanıyabilecek bir mesleği var.
İlk imzalı haberimin çıkmasının ardından ben işten ayrılmaktan vazgeçtim ve mesleği severek yapmaya başladım.
O gün bugündür de gazetecilik mesleğini yapmaya devam ediyorum.
Bu mesleğe beni sürükleyen en baştaki hocam Naci Zıngıl’a çok minnettarım.
Onun sayesinde gazetecilik yapıyor, gazete sahibiyim ve ekmeğimi yine gazetecilik mesleğiyle kazanıyorum.
 
İMAM ÇOK DUYGULU KONUŞTU
Bugün öğle namazında defnettiğimiz Naci abimizin cenazesine tüm sevenleri katıldı.
Haberlerini yaptığı siyasiler, iş adamları, muhtarlar, denek başkanları, oda başkanları, meslektaşları ve mahalle halkı hepsi oradaydı.
52 yaşındaydı ve hiç evlenmedi Naci abi.
Bu yüzden bir aile sahibi olamadı.
Fakat cenaze namazında KOCAMAN bir ailesi olduğunu gösterdi.
Herkes haklarını ‘Helal’ etti.
Cenaze namazını kıldıran imam ise oldukça duygusal bir konuşma yaptı.
Ben de o konuşmadan dolayı çok duygulandım.
İmam; “Naci Zıngıl kardeşimiz bugüne kadar burada bulunan herkesin sayısız haberlerini yaptı. Beni de telefonla sıkça arayarak vefat haberleri için ölenlerin bilgisini soruyordu. Çok kişinin vefat haberi yaptı ama bugün kendisi haber oldu.”
Gerçekten imamın bu sözü çok duygusaldı.
30 yıl boyunca Körfez’de yüzlerce, binlerce haber yapmıştı Naci abi.
Körfez’in en eski, en duayen gazetecilerindendi Naci abi.
Bugün onu toprağa verdik.
Körfez Asri Mezarlığı’nda iki ağacın arasında tek başına hiçbir yakınının olmadığı bir yerde defnettik kendisini.
Yukarı da belirttiğim gibi cenaze namazında kocaman bir ailesi vardı ama hiç evlenmediği için bir ailesi olmadığından yalnız bir yerde defnedildi.
Keşke o eksikliği de tamamlasaydı da öyle ahrete gitseydi diyeceğim ama kaderinde bu varmış.
Ama o ölürken bile insanlara bir tecrübe daha kazandırdı.
Şimdi evli olsaydı Naci abi onu bekleyen eşinin yanına defnedilirdi.
Veya eşi için yanına boş bir kabir hazırlatabilirdi.  
Fakat o tek bir kişinin sığabileceği yere defnedildi.
Kendi kaderini kendi belirledi.
Yalnız ölmeyi tercih etti.
Bence hayattaki en büyük eksikliği de buydu.
Şimdiye kadar yanında çalıştığı ve ihanet etmediği Bizim Kocaeli Gazetesi İmtiyaz Sahibi Güngör Arslan onu elleriyle mezara indirdi, tahtalarını çaktı ve toprağını diğer cemaatle birlikte doldurdu.
Ve sonra da gazetelerde Naci abinin son haberi yayınlandı.
Allah gani gani rahmet eylesin, toprağın bol, mekanın cennet olsun.
Nur içinde yat Naci abi.
Mezarına sık sık ziyarete geleceğim merak etme.
Ve seni asla UNUTMAYACAĞIM.
 
""
 
 
 
 
 
 
 
 (Bu resmi 2005 yılında Körfez Öğretmenevi’nde Naci abimle      tanıştığım ilk  günlerde çekmiştik)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner2

banner4

banner16

banner19

banner21

banner5

banner23

banner15

banner17

banner18

banner7