İşçen: Milli Hükümet kurulmalı

- Latif Bey öncelikle bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız ?

1975 Düzce doğumluyum. İki çocuk babasıyım. Üç tane ön lisans, iki lisans ve iki tane de yüksek lisans mezunuyum. Şu anda da doktora mı yapıyorum. Lisanlarımdan bir tanesi endüstri mühendisi, diğeri sosyoloji. Sakarya sosyoloji mezunuyum. Kocaeli’de yaşıyorum. Yaklaşık 30 yıldır Kocaeli’deyim.

-Sosyologsunuz ve sizin SOSYODER Kocaeli Başkanı, yani Sosyologlar Derneği Kocaeli Başkanı olduğunuzu biliyoruz. Sosyologlar; bir bakıma toplumu bilinçlendirme, olaylara yön verme niteliği taşıdığı için bugünlerde yaşadığımız ülke meseleleri hakkındaki düşünceleriniz neler?

SOSYODER, Prof. Sami Şener’in kurduğu ve Türkiye’ye geniş bir ağda yaydığı ve toplumsal araştırmalar yapan bir dernek. Yaklaşık 7 yıldır aktif bir şekilde toplumsal araştırmalar yapıyor. Birçok uyarıda aslında siyasetçilere yön verecek konferanslar düzenleniyor. En son Ankara’da bir konferans düzenledi. Bu konferansa Eğitim Bakanı’mız da katıldı. Aynı şekilde Başbakan Yardımcıları da katıldı. Biz de ordaydık. SOSYODER’in çalışma alanlarından bir tanesi toplum bilimidir. Yani toplumda yapılan tüm eşleştirmeler, toplumun tüm sosyal dinamiklerini inceler, yorumlar. Hataları ve yapılması gereken aksiyon planlarını çıkarır. Şimdi bunu niye belirtmek istedim? Öncelikle Kocaeli halkı ve Türkiye’nin bilmesi gerekiyor ki topluma yön vermek ve toplumsal çözüm üretmek toplumsal bilimin gerekliliği, toplumsal bilim adamlarının gerekliliği, sosyologların bir mesleği. Yani toplumla ilgili bir çalışma yapacaksanız toplumsal bilimde çalışan insanların, toplum bilimi hakkında eğitim almış insanların, çözümler üretmesi, saha araştırmaları yapmaları, sosyal planlar üretmesi gerekir. Hatta Amerika gibi ülkelerde sosyal mühendislik denir bunun ismine. Pentagon yaklaşık 700’e yakın sosyal mühendis çalıştırıyor, yani sosyolog çalıştırıyor. Bunun amacı ise dünya ile ilgili yapılacak planların tamamı, stratejik planları sosyologlar üretiyor. Bugün ülkemizde aslında devlet algısı ya da devlet olgusu içerisinde karşılaştığımız dönem içerisindeki problemlerin sebebi ise Türkiye’de sosyologların bu işin içerisinde olmayışı ve dahil olmayıp sosyologların plan üretmemiş olmasıdır. Sosyologların hazırlanacak ve sunulacak planlar günlük olarak ne yazık ki bu döneme ait değil, yıllardır 1923’den beri tüm siyasetçiler kendi kararları, kendi yorumlarına göre kararlar üretip toplumla ilgili planlar yürütüyorlar.

-Latif Bey bize sosyoloğun tabirini yaptınız. Peki sosyolog olarak 15 Temmuz darbesini değerlendirir misiniz?

Şimdi sosyal hareketler,  sivil toplum hareketleri nedensiz olmaz. Bir desteksiz de olmaz. Yani altında muhakkak bir desteği olması ve güçlü desteklere ihtiyaç duyar. Kişiler bir araya gelip 2-3 kişi bir hareket yapmaya kalksa, bunun arkasında muhakkak bir destekçi aramanız gerekir. Sivil toplum hareketleri destekle olur. FETÖ terör örgütü ya da ismini yarın öbür gün başka bir cemaat örgütü de diyebiliriz. Bir suça, suçluluğa hizmet etmiştir. Farklı farklı ister ismine terör örgütü deyin, ister mafya deyin ne derseniz deyin eğer orada kanun dışı devlet yapısının kabul etmediği bir oluşum varsa bu oluşumda muhakkak devletin bir boşluğu vardır. Bu boşluk yıllarca oluşan bir boşluktur. Böyle kitlesel FETÖ terör örgütünün yaptığı hareketin kitlesel bir harekete dönüşebilmesi için yıllardır hazırlanmış ve planlanmış olması gerekir. Bu planın arkasında da gittiği sermaye ve dış destek bulması gerekir. Bu dış destek ve sermaye desteği olmadan bu hareketlerin gerçekleşmesi mümkün değildir. Tabi ki bugünkü hükümetin çalışması ve idari kadroların çalışmasıyla bunlar tek tek ayıklanmaya çalışılıyor. Ama ihtiyacımız olan şey aslında devlet kurgusu içerisinde bunları temizlerken; yeni oluşturulacak kurgunun içerisinde farklı terör örgütlerinin farklı cemaatlerin farklı yapıların yer alması gibi bir tehlike var. Çok iyi ayıklanması, çok iyi müdahale edilmesi çok iyi çözülmesi gerekir. Yani bu bir konsorsiyumla ancak olur. Çünkü gerçekten de milletini seven, milleti için çalışacak, vatanının ilerisine gitmesi için mücadele edecek insanların bu kadrolara getirilmesi ve devlet anlayışıyla yönetilmesi gerekir. Şimdi bizim sosyolog olarak olaylara baktığımızda salt görünüş şekliyle bakmayız. Olayın temelinde, altında ve arkasında tarihsel yapılarının ne şekilde yer aldığını, nasıl oluşumlara hizmet ettiğini görmeye çalışırız. Bugün ne yazık ki FETÖ terör örgütü kalkışmayla verdiği zarar, bir nevi amacına ulaştı. Yani bunu açık açık söylemek lazım. Darbe olsaydı daha çok amacına ulaşmış olacaktı. Onların darbe isimlendirdiği hareket olmuş olsaydı, ulaşmış olacaktı ancak bugün yapılan bu hareketle biz Suriye’deki Halep Cephesine varana kadar olan cepheye müdahale edemiyoruz. Oradaki istediğimiz eylemleri gerçekleştiremiyoruz. PKK’yla ilişkin mücadele edemiyoruz. Ve onunla ilgili unsurlara şu anda göz atamıyoruz. FETÖ terör örgütüyle ilgileniyoruz. Ama PKK’nın başında olan örgütleri, partileri ya da onun hizmet edenleriyle mücadele gücümüzü şu anda odak olarak geri çekmiş durumdayız ve FETÖ terör örgütüne harcıyoruz. Tabi bu ülkemiz için de ciddi kayıp.

""

-Peki PKK’nın bitirilmesi mümkün mü? Ne gibi hatalar yapıldı?

PKK’nın bitirilmesi mümkün. Bitirilebilir ama bu bitirime birkaç boyutlu bitirme, toplumsal bir algı bitirmesine ihtiyacımız var. Siyasi destek ihtiyacı olan kısımdaki siyasetin kesilmeye bir ihtiyacı var. Tabi ki parasal desteğinin kesilmeye ihtiyacı var. Ve askeri gücünün yok edilmeye ihtiyacı var. Şimdi bu dört boyuttan baktığımızda PKK’nın bitirilmesinde en önemli zafiyet oynanmış olan çok kültürcülük tezidir. Yani aslında bu çok kültürcük tezi Johnson ve Walter tezidir. Johnson ve Walter aslında bunlar iki bilim adamıdır. Bu bilim adamlarına çıkarmış oldukları çok kültürlülük ve çok kültürcülük tezi var. Çok kültürcülük şudur: aslında azınlıkları kendi dilini konuşabilmesi,  ya da azınlık olarak gören kitlelerin kullanılması için yazılmış bir el kitabıdır. Herkes kendini bir azınlık hissederek eğer ırk olarak ben Kürdüm, ben Lazım, ben Çerkezim diye başlayan dil oyunlarıyla başlayan söylemler, dil hareketliliğiyle başlayan daha sonra kimlikleşme ihtiyacı duyar. Vatan olma ihtiyacı duyar. Yani kendini ayrı görme, ayrıştırma ihtiyacı duyar. Şimdi bu tezin amacı aslında emperyalist güçlerin ürettiği bir tezdir. Sudan ve Çad’ı bölmüşlerdir. Yine bugün baktığımızda doğuda hala feodalizm var. Yani feodal ağaları var. Ve bu ağaların destek verdiği kişiler var. Ve doğuda bu feodal ağaların PKK’yı desteklemesi önlense, halka yönelik toplumsal planlar hazırlanmış olsa, halk eğitilmiş olsa tekrar milliyetçilik bulgusu yapılmış olsa milliyetçi tarafları kullanılabilse, halkı yanımıza almış olsaydık bugün bu sorunlar çözülmüş olurdu. Tabi halkın yanına alınması ile ne yazık ki bir hata yaptık. Cumhurbaşkanımız sonradan bu hatadan döndü. 2008 ve 2009’da başlayan Kürt söylemi ve Kürt halkına Kürt halkı tanımlamalarıyla ilgili tamlamalar yaparak 2008’de doğan yeni çocuk, yeni bir bebe ya da 6 yaşındaki bir kişi kendini artık Kürt olarak görmeye başladı. Ve aslında kimlikleşmeye başladı. Bu döngünün tekrardan geriye döndürülmesi ve yok edilmesi için ciddi planlar uygulanması lazım. Ekonomik olarak halk güçlendirilecek, feodal ağaların gücü azaltılacak, PKK’nın siyasi kanadı ve parasal kanadı tamamıyla yok edilecek. Dışarda barınma ocakları yok edilecek. Ancak bu direnç ve algı kırılırsa tekrardan bütünleşme, birleşme ve tek devlet tek millet olgusuna dönme başarısında PKK üzerinde PKK’yı yok ederek gerçekleştirebiliriz.

-Devletin yapılanması için en iyi yöntemin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Şimdi mevcuttaki devlet yapısı var gibi gösterilse de güçlü bir devlet yapımız olmadığı ve devlet yapımızın zarar gördüğünü bu dönemde gördük. Ve aslında tek millet olgusuyla düzenlenen kalkışmaya karşı, darbeye karşı yapılan hareketten sonra birleşmeler ve siyasi partilerin tek çatı altında tüm eylemleri gerçekleştirip bu nöbetleri tutması çok güzel bir olgu. Şimdi tekrardan bu devletin düzenlemesi için de ve devlet yapılarının rayına oturması için FETÖ terör örgütü veya PKK’nın ve PYD’nin verdiği zararları ve bahsetmiş olduğum bu iç boşlukları düzeltmek için tek bir parti veya birkaç tane siyasi oluşum hizmet ettiği bir yapı ile bunu çözmemiz mümkün değil. Bir defa milliyetçi yapıya, millet yapısına tekrar dönmemiz gerekiyor. Bunun için Cumhurbaşkanımızın aslında başlattığı bu hareketle birlikte temizlik hareketini, siyasi kadrolar içerisinde de yapabilmesi ve bütün kaynakları kullanabilmesi milliyetçi ve devletçi kişilerin bu yapı içerisinde kullanılmasıyla mümkün olur. Benim tavsiyem ise internette de birçok kere bunu dile getirdim. Milli hükümet yapısına Cumhurbaşkanının yönetiminde Milli bir hükümet yapısına dönülmelidir. Siyasi partilerin rozetlerini çıkartılıp, siyasi partilerin seçilmiş olan milletvekilleri mecliste hizmet edebilir. Bu mecliste hizmet eden milletvekilleri arasından, milli kadrolar oluşturulup hiçbir siyasi partiye bakmadan bakanlıkların bunlarla düzenlenmesi, devlet yapısı içerisinde tarikatlara, terör örgütlerine ve çeşitli yapılara hizmet eden her türlü organı temizleme ve devlet yapısını baştan aşağı devlete hizmet eden insanlarla kurulmasıyla bu ülkenin 2023’e gitmesi ve tekrardan hızla düzenlenmesi hareketi başlatılabilir. Zor gibi hayali gibi görünse bugün bu yapının hazır olduğunu düşünüyorum. Cumhurbaşkanı’nın desteğiyle bu yapı hızla kurulabilir. İçerisine MHP, CHP gibi milliyetçi yapıları güçlü olan milletvekillerinden seçilmiş kadrolar dahil edilebilir. Ve ismi seçim ya da parti olmadan bu ülkeye gerçekten de milli bir hizmet hareketi başlatılıp ülkenin ekonomisi, dış güçlerle yapılan savaş, içteki dinamiklerin düzeltilmesi ve terör örgütleriyle mücadele için geniş kadrolar oluşturulabilir. Bu geniş kadrolar oluşturularak da yukarıdan aşağıya tarikatlara, partilere ya da yapılara hizmet eden her türlü kişinin görev değişikliği yapılarak millet yapısında tekrar 1923 ayarlarından 1931’e kadar olan ayarlarına dönülmüş bir millet ve devlet yapısı tekrardan oluşturulabilir. Ancak benim inancım daha doğrusu sosyologların tamamının inancı ile ancak böyle bir düzenleme sağlanabilir. Bunun için isim önemli değildir. Dükkanı olan dükkanını kapatacak, fabrikası olan fabrikasını kapatacak ama devlete ve millete hizmet için kim nerede yer alması gerekiyorsa ne yapması gerekiyorsa elini taşın altına koyacak. Çünkü bizi bekleyen Cumhurbaşkanı’nın da öngördüğü (öngörüleri de bu zamana kadar çok iyi) birçok tehlike var. Yani bu FETÖ terör örgütü sırf değil. Arkasında PKK’sı, PYD’si ve dış güçlerin oynadığı Ortadoğu oyunlarının bir planı bu. Ve bu planın çözülmesi için ancak içimizdeki yapıyı düzelterek bu planı bozacak güçlü hareketlere girebiliriz. Ordu yapılanması, tüm teknoloji yapılanması, eğitim kısmındaki yapılanmalar, siyasi kısımdaki yapılanmalar bunların hepsi tekrardan düzenlenebilir. Ve yeni bir anayasayla da bu ülkeye zarar vermeyecek bir yapı oluşturulabilir. Naçizane Başbakan’ın söylediği Rabia’ya karşı çıkan kişiler oluyor arada ama ben hep şunu söylüyorum; Ne kadar siyasi olarak sevmeseniz de Rabia doğru bir tanım. Tek devlet, tek millet, tek dil ve tek vatan olgusu doğru bir olgu. Çünkü bizim buradaki devletimiz tek, milletimiz tek, vatanımız tek ve dilimiz de tek. O zaman bunu ortaklaştırma hareketinin başlanması gerektiğini düşünüyorum.

-Tek millet olma olgusunu değerlendirir misiniz?

Tek millet olma olgusu şudur: bir defa yetiştirilmiş her kişi kendinden önce vatanına hizmet etme olgusuna sahip olacak. Bu ülkede var olan her kişi siyasetinden önce, taşıdığı rozetten önce AK Parti’sinden, CHP’sinden MHP’sinden önce bu millete hizmet etme olgusunda olacak. Aslında bunu en son yapılan büyük ve yaklaşık 5 milyon kişinin katıldığı Yenikapı’daki o büyük miting aslında bize yol gösterdi. Bunu başarabilecek güçteyiz. Tek olguyla konuşma gücüne sahibiz. O zaman bu kadrolar neden bir siyasi partinin ideolojik düşüncesi altına saklanması gerekiyor. Olgumuz tekse, devleti yönetmeyi tek başımıza istiyorsak o zaman yola çıkıp bu devleti yönetebilir, bu devleti bir yerlere taşıyabilir, tekrar güçlü Türkiye’yi ve 22. Yüzyıldan tekrardan lider olabilecek bir ülkeyi tekrar Osmanlı’daki gibi dirilişi yaşamış bir yapıyı oluşturabiliriz. Bunun oluşması için de yapılması gereken; herkes siyasi rozetini çıkarıp bu ülkeye hizmet sevdasına katılması gerektiğini ve ben bu aslında bana düşmez ama bu katılma sevdasına herkesi davet ediyorum. Çünkü böyle bir sevdamız olmadığı müddetçe vatanımızı birileriyle paylaşmakla ilgili tehditlerle sürekli uğraşmak zorunda kalacağız.

-Latif Bey ülkemizin içinde bulunduğu durumu çok güzel tanımladınız. Çıkış yollarıyla ilgili önerileriniz nedir?

Ülkemizdeki çıkış yolları derken benim naçizane ve sosyologlar arasında , SOSYODER’e üye olan arkadaşlar arasında yaptığımız temel yargılar şudur: ciddi bir enformasyon çağındayız. Ve ne yazık ki kültürleşme ve kültürlerden etkilenme reaksiyonumuz çok fazla. Bu millet 80 yılından önce farklı görüşlere sahip olsa da kullanılabilse de bazı değerlere sahipti. Değerlerini kaybetmiş, değerlerinden uzaklaşmış bir toplumumuz var. Tekrar bu değer ve olguları FETÖ terör örgütünün yaptığı eylemden sonra, hareketten sonra bize en çok kazandıran şey, her kötü oluşumun kazandırdığı bir nokta olur,  tekrar bizi bu değer çizgisine yaklaştırdı. Tekrar millet olma değerini kazandık. Şimdi bizim ihtiyacımız olan ne bir defa yakın tarihinden ders çıkaracak bir topluluk yaratmak. Ve bu topluluğun değerlerini tekrar belirlemek. Eğitimdeki değer, sanayideki değer, milletteki değer, iletişimdeki değer, saygıdaki değer, Türklük değerleri ortaya konularak bu değerler yapısıyla da bir anayasa oluşturulduğu takdirde de hızlı bir şekilde bu değerlerle yetişen bir toplumla güçlü bir Türkiye yapısına gideriz. Daha çok insanları bireysellikten uzaklaştırıp millet olma, millet gibi davranma, millet için hizmet etme olgusuna taşırsak zannediyorum kısa zamanda bu sorunu çözeriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner2

banner4

banner16

banner19

banner21

banner5

banner23

banner15

banner17

banner18

banner7