189 GÜNDE NELER YAŞADIM?

“Gazetecilik bir gönül mesleğidir.

Zordur, meşakkatlidir, ama seversen bir daha bırakamazsın.

Evini, eşini, sevgilini bırakır, haberin peşinden gidersin.

Yeri gelir vurulursun, yeri gelir hapse girersin ama

ondan yine kopamazsın.

Ben de severek yaptığım gazetecilik mesleğinden

kopamadığım için bedellerini de yeri geldiğinde ödüyorum.”

                                          ****

11 Mart günü sabahın ilk ışıklarında bir operasyon

ile polisler tarafından göz altına alındım.

KOM Şube Müdürlüğüne gidince ‘ŞANTAJ’

suçlamasından ötürü gözaltına alındığımı öğrendim.

Bir gün gözaltında tutulduktan sonra tutuklama talebi ile

mahkemeye sevk edildik.

Ve mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildim.

                                          ****

Bu olayda kim şikayetçi, neden dava açıldı, tanıklar kimler diye

uzun uzun girmek istemiyorum.

Bu tutuklamadaki amacın ne olduğuna değinmem yeterli olacaktır.

Amaç; Gözdağı vermek,

Amaç; İtibarsızlaştırılmak.

Başka hiçbir sebebi yok!

Çünkü 1 ila 3 yıl arası hapis cezası olan ŞANTAJ suçundan,

bu suç işlense dahi tutuklanmanın hukuka aykırı bir gerçek olduğu

apaçık ortadadır.

Ama bu suçla hiç alakam olmamasına rağmen 189 gün Kandıra

T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu kaldım.

Üç tane müfterinin yalan beyanı ve tutmuş oldukları yalancı

şahitlerden ötürü haksız yere ağır bir bedel ödedim.

                                               ****

Göz dağı vermeye çalıştılar dedim; şimdi bu saatten

sonra çok sevdiğim gazetecilik mesleğini

bırakacağımı mı düşünüyorsunuz?

Bil hassa bu kentte, özellikle Körfez ve Derince

bölgesinde nasıl gazetecilik yapılır herkese göstereceğim.

İnsanın bazen silkelenmesi gerekiyor.

Beni de öyle bir silkelediler ki adeta beni kendime getirdiler.

                                            ****

İtibarsızlaştırılmaktan bahsettim; ben ne kadar suçsuzum

desem de artık (bizi çok seven meslektaşlarımızın!)

sayesinde adımız şantajcıya çıktı.

Tabi bunu da çok kafaya takmıyorum.

Beni tanıyanlar zaten bilirler ki; böyle şeylere tenezzül etmem.

Hayatımda iyi ya da kötü günümde olan gerçek dostlarım da yeter bana zaten.

                                          ****

189 günde gerçekten çok şeyler yaşadım.

Daha önce de cezaevine girmiştim ancak; Kandıra T Tipi’nin

bu kadar kötü ve pandemi şartlarında içeride

olan mahkumların bu kadar

ağır şartlarda olduğunu hiç tahmin etmiyordum.

Zaten orada yaşanılanları ayrı ayrı sayı

dizisi halinde yayınlayacağım.

Çünkü bi cezaevi var, bi de ceza içinde ceza yatmak var.

Oradaki mahkumların hangi şartlar halinde yattığını tek tek yazacağım.

                                                 ****

Tabi 189 günlük süreçte bana en ağır gelen durum ise

babamı kaybetmem oldu.

Babam Niyazi Rende kanser hastası idi.

Son günlerinde yanında olamadım.

Cenazesine bile gelemedim.

                                                   ****

Ben bu hayatta yaşanılan her olayda hep hayra ve şerre inanmış

biri olarak bir o kadar da kadere inanan insanım.

Kaderde ne varsa onu yaşarız düşüncesindeyim.

Bu yüzden benim de kaderimde bu da varmış diye düşünüyorum.

Şimdilik sizlerden 15 günlük bir süre istiyorum.

Ekim başında kaldığım yerden daha güçlü ve daha

etkileyici haberlerle karşınızda olacağım.

Sağlıcakla kalın…

Anahtar Kelimeler:
ümit Rende

banner7

banner85

banner16

banner96

banner84

banner18

banner82

banner19